6 OCAK 2025 PAZARTESİ
DEMOKRAT PARTİ ve CHP SEÇMENİ

Çok partili hayata geçtiğimiz 1946'dan sonraki
ilk seçimde Adnan Menderes ve arkadaşlarının kurduğu
Demokrat Parti % 55 oy alarak birinci parti olmuş
(CHP 39,6) ve 27 yıl tek başına devleti yöneten CHP'nin
iktidarına ve saltanatına son vermişti.

O gün oyunu Demokrat Parti için kullanan seçmenlerden
sanırım aramızda kimse kalmamıştır.
Sonraki yıllarda da halkın teveccühü devam etmiş
Demokrat Parti 1954 ve 1957 seçimlerinde de yine
tek başına iktidara gelmeyi başarmıştı.

CHP'nin yoğun muhalefetine rağmen halkın DP'ye
gösterdiği ilgi, demokratik yoldan engellenemeyince
27 Mayıs 1960'ta CHP-Ordu birlikteliğiyle gerçekleşen
ihtilalle ancak Demokrat Parti'nin önü kesildi
ve bildiğiniz gibi Başbakan Adnan Menderes'le birlikte
Maliye Bakanı Hasan Polatkan ve Dışışleri Bakanı
Fatin Rüştü Zorlu idam edildi.

Siyasi tarihimize kara bir leke olarak geçen bu olay,
CHP'ye karşı olan seçmeni sindiremedi.
İhtilal sonrası Süleyman Demirel'in Genel Başkanı
olduğu Adalet Partisi 1965 seçimlerinde % 52,9 oy
oranıyla tek başına iktidar oldu. (CHP 28,7)

12 Mart 1971 muhtırasıyla Adalet Partisine takılan
çelme seçmeni de ülkeyi de hayli tökezletti.
Koalisyon hükumetleri döneminde sağ-sol çatışması
binlerce gencin hayatına mâloldu. Nihayet 12 Eylül
1980 darbesiyle sağ seçmene bir darbe daha vuruldu.

Milli Güvenlik Konseyinin tüm çabalarına, sansürlerine rağmen 1983te Turgut Özal'ın Anavatan
Partisi % 45,14 oy alarak tek başına iktidara geldi.
Halkçı Parti % 30,46'da kaldı.
1987'de Özal'a karşı yapılan haksız, kırıcı ve yakıcı
muhalefet, Anavatan Partisi'nin oyunu biraz düşürdüyse de
(% 36,31) SODEP+Halkçı Parti bileşeni SHP de % 24'te
kaldığı için Özal yine ipi göğüsledi.

Bütün bunları niye anlatıyorum, Demokrat Parti, Adalet Partisi
ve Anavatan Partisi'nin toplam iktidarda kaldıkları süre
Atatürk'ün kurduğu Cumhuriyet Halk Fırkası'nın iktidarına
ancak denk gelir ama, hem bu 3 parti hem liderleri,
milletin gönlünde taht kurmuştur.

Kendi başına başarı yakalaması zor olan insanlarımız,
bir şeyleri taklit etmeye bayılırlar biliyorsunuz.
Siyasete atılıp kısa yoldan köşeyi dönme telaşında olanlar
bu partilerin isimlerinden yararlanmaktan geri kalmadılar.

Şu anda ülkemizde tam 151 parti var. Normal bir vatandaş, bunların 10 tanesinin ismini sayamaz. Ama size ipucu
vermek için, Demokrat Parti, Adalet Partisi, Anavatan Partisi
desem kulağınıza hoş gelir değil mi?
Ama hiçbiine gidip oy vermezsiniz. Neden?
Çünkü Demokrat Parti Menderes'le, Adalet Partisi Süleyman
Demirelle, Anavatan Partisi de Turgur Özal'la özleşmiştir.

2023 seçimlerinden önce ne yapıp edip Erdoğan'ı düşürmek isteyen
muhalefet, ABD Başkanı Biden'in de yardımını alarak
istediği sonuca ulaşabilmek için "Altılı Masa" adı altında
bütün benzemezleri bir araya toplamaya çalışmıştı.
Kılıçdaroğlu'nun liderliğinde toplanan masada "Demokrat Parti"
diye bir parti de vardı.

Tabela Partilerinin halkta karşılığı olmadığıhalde Kılıçdaroğlu
ekibi Demokrat Parti'yi masaya dahil etmişti. Oy alacağı için
değil, sadece Demokrat Parti adını değersizleştirmek için
uygulanan bir projeydi. O Demokrat Parti ki, CHP'nin ocağına
incir dikmiş, Cumhuriyeti kuran parti diye kasım kasım kasılan
parti 73 yıldırçoğunluğu sağlayıp bir daha iktidar yüzü görmemişti.
İşte o Demokrat Parti şimdi CHP'nin kucağına oturup, "birkaç
milletvekilliği kazanmak için" yalvarıyordu. CHP bu şekilde
aklınca intikamını alıyor, Demokrat Parti adını yerle bir ediyor,
Partinin Genel Başkanı ise başka türlü meclise girmesi asla
mümkün olmayacağı için ellerini oğuşturuyordu.

Kaç kontenjan verildi, nasıl pazarlık yapıldı bilmiyorum ama,
CHP listelerinden barajı aşan 3 isim seçimden sonra istifa edip
güya Demokrat Parti'ye geçtiler.

Genel Başkan partiyi bırakamayacağına göre, diğer iki vekil
partiden ayrılmışlar. Şu an bağımsızlarmış. Ama ileride muhalefet
partilerinden birine geçebilirlermiş, bu da CHP olabilirmiş.
Haberi görünce hem güldüm hem üzüldüm. Doğrusu ben Demokrat Parti
adının hiç oy alamasa da temiz kalmasını isterdim, CHP'nin
koltukaltına sığınmasına, özellikle de bu kişilerin DP milletvekili
sıfatı taşımasını istemezdim.

Şimdiden CHP'ye göz kırpan bu vekilleri CHP alır mı, CHP seçmeni
göz göre göre bu oyunlara hep katlanır mı bilmem.
Şu durumda parmakk hesabına ilave yapmak için CHP bunları
bünyesine katsa bile, bir sonraki seçimlerde listeye filan almaz.
"Alsa bile CHP seçmeni onlara oy vermez" demeyi çok isterdim ama,
maalesef CHP seçmeni bu konuda sınıfta kalmayı çok seviyor.
Sırf Erdoğan'a karşı diye Abdüllatif Şener, Mehmet Bekâroğlu gibi
isimleri meclise taşıyan CHP, Altılı Masadaki partilerin sakıncalı
isimlerini de listesine koymaktan çekinmedi.

1960 darbesini yap(tır)an CHP, bütün partileri kapattırmış ama
kendisini açık bırakmıştı. 1980 darbesini yapan konsey ise,
daha tarafsız görünmek için CHP'yi de kapatmıştı. Yerine Halkçı
Parti kurdurulmuş, ancak Erdal İnönü de Sosyal Demokrasi Partisini
kurmuştu. Seçimlere sadece Halkçı Parti katılabilmiş, ilerleyen
süreçte ise Ecevit Demokratik Sol Partiyi kurmuş, SODEP de Halkçı
Parti'yle birleşerek SHP olmuştu.

SHP'nin bilinen ve akılda kalan en önemli icraatı, partiden ihraç
ettiği milletvekilleri tarafından kurulan HEP'lileri listesine
alarak meclise girmelerini sağlamasıydı.
Erdal İnönü kurultaylarda sürekli Genel Başkan seçilirken,
aday olup bir türlü başarılı olamayan Deniz Baykal 1992 yılında
Cumhuriyet Halk Partisini kurdu. Deniz Baykal'ın bir kaset oprasyonuyla
genel başkanlıktan indirilmesinden sonra Kılıçdaroğlu
ve Özgür Özel'in başında bulunduğu CHP, işte Atatürk'ün kurduğu değil,
Baykal'ın kurduğu bir parti.
Genellikle aşağılanan ve "koyun" gözüyle bakılan sağ seçmen,
keçi gibi inat edip Menderessiz Demokrat Part'iye, Demirel'siz
Adalet Partisi'ne, Özalsız Anavatan Partisine dönüp bakmazken,
CHP seçmeni sırf adı CHP diye hiç düşünmeden Kılıçdaroğlu'nun,
Özgür Özal'in peşinden gidebiliyor.

Gözleri kör eden veya atgözlüğü takmaya bir başka nedense,
Algı operasyonuyla oluşturulan Erdoğan düşmanlığı.
"Hangi sebeple Erdoğan'a bu kadar düşmansınız" diye sorsanız,
normal bir vatandaşın sayabileceği bir iki sebep bile yoktur.
Ama düşmanca tavır o kadar ileriye gitmiş ki, yapılan onca
şeye "iyi" dememek için kendilerini zorluyorlar. Aynı şekilde
CHP'yi desteklemeleri için de sebep sayamazlar.

İnsan düşünme yeteneğini kaybedince, bilinçsizce birilerinin
peşiinden gidebiliyor işte. "Biat kültürü" diye eleştirdiklerini
kendilerinin yaptığını bile farketmiyorlar, ya da kendileri
öyle yaptıkları için herkesi de öyle zannediyorlar

"Erdoğan'a karşıyız diye, Türkiye'ye de mi karşıyız?" sorusunu
bir sorabilseler, ben niye kendim düşünüp karar veremiyorum diye
muhakeme yapabilseler, kişiliklerine kavuşacaklar ama, ağızlarından
tenkit, kötü laf, hakaretten başka bir şey çıkmayan seçtikleri
vekillerin büyüsünden kurtulamıyorlar demek ki..

Bence bir an evvel alsınlar da tepe tepe kullansınlar, hayrını görsünler... Kemal Kılıçdaroğl