MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin
22 Ekim 2024'teki çıkışıyla ülkemizde
"Terörsüz Türkiye" süreci başladı.
Birçok insan şaşkınlık içindeydi.
Bunun ne anlama geldiği ve sürecin
nasıl yürütüleceği zihinlerde oturmamıştı.
Ardından Abdullah Öcalan marifetiyle
bu işin gerçekleştirileceği anlaşılınca
kızılca kıyamet koptu.
O güne kadar PKK yanlısı partilerle
iş tutanlar, birlikte hareket edenler,
ittifaklar kuranlar, kolkola girip
ülke menfaatini düşünmeden sırf
seçim kazanmaya odaklananlar
birden bire saf değiştirdiler ve
akıl almaz bir şekilde bugüne kadar
Cumhurbaşkanı'nın ve hükümetin
terörle mücadelesini yok sayarak,
kazandığı başarıyı, sağladığı
terörsüz ortamın rahatlığını unutarak,
unutturarak, tam tersine Erdoğan'ı
ve Akparti'yi teröristlerle işbirliği
yapmakla suçlamaya, şehit ailelerini
kışkırtmaya ve sanki hükümetin
farklı bir oyunla ülkeye zarar
vermeye çalıştığı gibi garip
ve inanılmaz bir algıya kalkıştılar.
Şehirde yaşanan terör eylemleri,
karakol baskınları, patlayan bombalar,
hayatını kaybeden masum insanlar,
unutulmuştu. Bomba yüklü araçlarla
yapılacak saldırılara karşı güvenliği
sağlamak üzere Polis karakollarının
önüne konan beton bariyerler bile
çoktan hâfızalardan silinmişti.
Yarım asra yakındır boğuştuğumuz
terör belasından tamamen kurtulmamız
bundan sonra terör yüzünden
kimsenin ölmemesi için atılan
"Terörsüz Türkiye" adımı, hükümet
tarafından vatandaşlara yeterince
anlatılamazken, algı propagandasının
bir numaralı uygulayıcısı CHP kanadı
çoktan insanlara olumsuzluk aşısı
aşılamaya başlamıştı.
*******************
2019 Yerel seçimlerinde
İstanbul Büyükşehir Belediye Başakanı
adayı olarak siyaset sahnesine çıkarılan
Seçimi iptal eden YSK üyelerine
"ahmak"; kendisine VİP salonu
kullandırtmayan Ordu Valisine
"itlik yapmıştır" dediği için
hakkında açılan davalarla ve
bir Belediye Başkanı olarak
"Temel Atmama" töreni yapmak gibi
olumsuz davranışlarıyla tanınan
Ekrem İmamoğlu, 23 Mart 2025
tarihinde tutuklanarak cezaevine kondu.
Sahte belgelerle yatay geçiş yaparak
Üniversiteye kaydolduğu için
diploması da iptal edilen ve şu an
hakkında "YSK üyelerine hakaret,
Ordu Valisine hakaret, Şadi Yazıcı’ya
hakaret, Beylikdüzü dönemindeki ihale,
Usulsüz harcama, Başsavcı Akın Gürlek’e
yönelik sözleri nedeniyle açılan dava
Bilirkişi Satılmış Büyükcanayakın
hakkındaki açıklamaları nedeniyle
başlatılan soruşturma, Diploma soruşturması
PKK’ya destek soruşturması
Yolsuzluk ve rüşvet soruşturması,
İBB iddianamesi bağlamında
Suç işlemek amacıyla örgüt kurma
ve yönetme, Rüşvet alma ve verme,
İhaleye fesat karıştırma, Kamu kurum
ve kuruluşlarını dolandırma, Kişisel
verilerin ele geçirilmesi ve yayılması,
Vergi usul kanununa ve çevre mevzuatına
aykırı fiiller" gibi pek çok konuda
suçlanan İmamoğlu, önce kendisini
tutuklayabilecek bir hâkim olamayacağı
kibrine kapılmış, sonra da işin ciddiyetini
anlayınca apar topar kendisini CHP'nin
"Cumhurbaşkanı adayı" ilan ettirmişti.
Bu şekilde Atatürkçü CHP kurumunu ve
onu destekleyen vatandaşları arkasına
alarak bir güç oluşturmayı planlamış,
bu planı da gerçekten işe yaramıştır.
Henüz ortada bir seçim olmadığı halde
İmamoğlu’yla ilgili verilen haberlerde
Bilinçli olarak hep bu “Cumhurbaşkanı
adayı” ibaresi kullanılmaktadır.
Şimdiye kadar yapılan duruşmalarda
Hakim karşısında hiçbir soruya doğru
ve gerekli cevapları vermeyerek, sürekli
"Beni Cumhurbaşkanı adayı olduğum için
Erdoğan içeri attırdı" yalanını tekrarlayan
İmamoğlu’na, hemen her gün yaptığı
mitinglerle kankası Özgür Özel
destek , bu yalan-yanlış bilgi âdeta
beynine kazınarak müthiş bir
dezenfarmasyon sağlanmış oldu.
Maalesef birçok vatandaş
bunun böyle olduğuna inandırıldığı gibi,
dış dünyaya da âdeta bu , algı
gerçekmiş gibi kabul ettirilmiştir.
Dezenformasyon, insanları aldatmak,
korku/panik yaratmak veya siyasi/
ekonomik çıkar sağlamak amacıyla
kasıtlı olarak yayılan yanlış veya
yanıltıcı bilgidir. Sosyal medya ve
Basın yoluyla hızla yayılan bu kirli bilgi,
manipülasyon ve algı operasyonları için
kullanılır ve temelinde kötü niyet yatar.
Mahkeme salonunda yapılan şovlarla
desteklenen bu kirli oyuna, son günlerde
birçok CHP'li Belediye Başkanının
yaptığı yolsuzluklar ve en önemlisi de
ahlak dışı davranışlar eklendi.
Öyle garip bir durumdayız ki,
bir Belediye Başkanının, kendisinden
hayli küçük, torpille işe alınmış
bir belediye çalışanıyla, üstelik giriş
kaydı olmadan bir otelde yakalanması,
CHP yönetimi tarafından çok sıradan,
normal bir şeymiş gibi algılatılmakta,
havluyla kapıyı açan başkanın utanması
gerekirken ona kapıyı açtıranlar suçlanmakta,
belediye önünde toplanan CHP'liler
"Başkanmız şehrimize hizmet etmekten
başka bir şey düşünmemektedir" diyerek
"Demokrasi Çadırı" kurabilmekte ve CHP
Kadınlar Kolu, "her yönüyle başkanımızın
arkasındayız" diyebilmektedir.
Hemen her gün yaşanan bu hadiselere rağmen
CHP Belediyelerinde meydana gelen
bu garip olayların sanki bilerek yapıldığı
gibi bir izlenime kapıldım. İktidarın sadece
CHP'li belediyelere kasten soruşturmalar
açtırdığı izlenimini vermek ve İmamoğlu'nun
en başından beri yaptığı siyasi savunmaya
destek olmak için böyle bir yol
seçtiklerini düşünmeden edemiyorum.
**********
28 Şubat 2026 tarihinde de
ABD ve İsrail'in İran genelindeki
hedeflere eşgüdümlü hava saldırılarıyla
Ortadoğu coğrafyasını tehdit eden
bir savaş başladı. Türkiye temkinli
hareketiyle hem bu savaşın dışında kalmaya
çalışmakta, hem de tarafların anlaşması
için diplomatik gayretler göstermektedir.
Ancak Trump gibi dengesiz bir ABD
başkanının ve Netenyahu gibi hak hukuk
tanımayan katil bir İsrail başbakanının
ne yapacağını kestirmek hayli zor.
Sürekli problemlerle boğuşmak
zorunda bırakılan Türkiye'nin şu an
önündeki bu devasa 3 büyük engelden
yara almadan kurtulması halinde,
ülkemizin çok güzel bir geleceği
olacağını söyleyebiliriz.
Ancak bunun gerçekleşmesi, söylenmesi
kadar kolay değil. Bunun için
herkesin elini taşın altına koyması,
kendine düşen görevi yerine getirmesi,
olmazsa olmaz bir şarttır.
Baksanıza Özgür Özel çoktan görevini
yerine getirmeye başlamış bile...
Maalesef emeklilerin mâlî durumunu
"geçim geçim" diye sürekli tahrik eden
Genel Başkan, şimdi de "seçim seçim" diye
meydanlarda nutuk atıyor.
Şu âna kadar NATO tarafından etkisiz
hale getirilen ülkemize yönelik 4 füzenin
devamı gelir ve tepemize diğer
müslüman ülkeler gibi bombalar yağarsa,
ne geçim derdimiz kalır ne seçim...
Bunun farkında mıyız?